18 Haziran 2018 Pazartesi

Çocuklar için porselen tehlikesi



 



Merhabalar,

Bugün oğlumu uyuturken İnstagram da severek takip ettiğim güncel anne sayfasında rastladım aslında çok sağlıklı sandığım bir şeyin ne kadar zararlı olduğuna. Porselen... Evet yanlış duymadınız porselen... Bulduğum bir kaç yazıyı paylaşıyorum umarım işinize yarar.



                         

 @annemdenetimde (instagram)

2008 senesinde gıda laboratuvarında işe başladığımda ithalat olarak porselen ve seramik kahve fincanları, yemek tabakları, bardaklar, kaseler vb. ürünler geliyordu .İlk gördüğümde çok şaşırmıştım burası gıda laboratuvarı ne alakası var ekipmanlarla diye. Sonrasında öğrendim ki porselen ve seramik ürünler ağır metal içerebildiğinden analiz yapılarak limitlere uygunluğu kontrol edilmesi gereken ürünler arasında yer alıyor. Kurşun ve kadmiyum analizleri yapılıyor bu ekipmanlarda. Eğer kurşun ve kadmiyum içerirse gıdalara geçiş olacağından insan sağlığını etkileyecek durumlara yol açıyor. Özellikle seramik ürünleri asla evinize sokmayın. Çünkü çok çabuk zarar görüp gıdalara kimyasal geçişler olmakta. Seramik ve porselen ürünler kaolen, kil, feldispat ve kuvarsdan oluşuyor . Ürünleri birbirinden ayıran ise pişirme sıcaklıkları oluyor. Porselen 1.400 derecede seramik ürünler ise 1000-12000 derecede pişiriliyor. Porselen ürünler iyice sertleştiği için üzerindeki ağır metal içeren sırın kullanım sırasında çatlaması mümkün olmuyor. Seramik ürünler ise su geçirgen olduğu için uzun süreli kullanımlarda, su emmesinden kaynaklanan sır çatlakları ortaya çıkıyor. Pişirim sıcaklığının düşük olmasından dolayı, sır sert bir darbeyle de çatlayabiliyor. Sır çatladıktan sonra içinde bulunan ağır metaller yemekle birlikte vücudumuza geçiyor. Ayrıca iyi temizlenmesi mümkün olmayan çatlakların arasında barınan mikroplarda sağlık açısından risk teşkil ediyor. Saruhan'a hamileliğimde seramik çocuk yemek takımı analize gelmişti. Kurşun ve kadmiyum miktarı çok yüksek çıkmıştı ama limiti geçmediği için rapor uygun olarak sonuçlanmıştı. Biz ürünleri imha ederken özellikle kırarak çöpe atıyorduk ki başkaları alıp çocuğunda kullanıp zamanla zehirlenmesin. Ben laboratuvar yıllarımda gördüğüm analiz sonuçlarından sonra evime seramik ürünler hiç almadığım gibi porselen olarak da hep düz beyaz rengi tercih ettim. Laboratuvarda çalışmanın avantajı olarak evimde hep analizi yapılmış bardaklar, fırın kapları vardır

 bu yazıyı okuduktan sonra biraz araştırma yaptım.



 

Son yıllarda ithalatın da kolaylaşmasıyla ülkemizde iyice yaygınlaşan seramik mutfak eşyaları, üzerindeki sır tabakası çatladıktan sonra zehirli hale geliyor. Çünkü, porselene göre daha düşük dereceli sıcaklıklarda pişirilen seramiğin hammaddesinde bulunan kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller, sır çatlayınca yiyeceklerle beraber vücuda geçerek birikiyor.  
 
Porselenden daha ucuz olduğu için tercih edilen seramik tabak, kâse, kahvaltı takımı gibi doğrudan yiyeceklere temas eden eşyaların yıprandıktan sonra kullanılmaması gerekiyor.
Porselen ve seramiğin üretim şekli ve kullanımı hakkında bilgi aldığımız Güral Porselen'in İşletme Müdürü Tevfik Kaynarca, seramiğin sofralarda hiç yer almaması gerektiğini söylüyor.
Tevfik Kaynarca'nın verdiği bilgilere göre, seramik ve porselenin üretim aşamasındaki hammaddeleri aynı: Kaolen, kil, feldispat ve kuvars. Ürünleri birbirinden ayıran ise pişirme sıcaklıkları. Porselen 1.400 derecede pişiriliyor. İyice sertleştiği için üzerindeki ağır metal içeren sırın kullanım sırasında çatlaması mümkün olmuyor. Su emmiyor, bakteri ve mikrop barındırmıyor. Metal çatal bıçakların porselen yüzeylerde bıraktığı izler herhangi bir zarar oluşturmuyor.
Yumuşak porselen de denilen seramik ise, 1.000-1.200 derece arasında pişiriliyor. Su geçirgen (poroz) olduğu için uzun süreli kullanımlarda, su emmesinden kaynaklanan sır çatlakları ortaya çıkıyor. Pişirim sıcaklığının düşük olmasından dolayı, sır sert bir darbeyle de çatlayabiliyor. Sır çatladıktan sonra içinde bulunan ağır metaller yemekle birlikte vücuda geçiyor. Ayrıca iyi temizlenmesi mümkün olmayan çatlakların arasında barınan bakteri ve mikroplar sonraki kullanımlarda yiyeceklere karışıyor.
Hammaddeleri aynı olsa da porselende kullanılan malzemelerin çok daha arıtılmış, temizlenmiş olduğunu belirten Tevfik Kaynarca, seramik için ise aynı hassasiyetin gösterilmediğini ifade ediyor. Porselenin beyaz rengi doğal iken, seramiğin rengi boyalarla elde ediliyor. Bu da çatlayan seramiklerdeki tehlike oranını yükselten bir unsur olarak kabul ediliyor. Ayrıca, seramiğin yumuşak ve geçirgen yapısından dolayı üzerindeki dekor boyaların yiyeceklere geçme riski de bulunuyor. Tevfik Kaynarca, "Biz kurum olarak seramik sofra eşyalarının sağlıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu yüzden sadece porselen sofra eşyası üretiyoruz." diyor.
İTHAL ÜRÜNLER KALİTESİZ Mİ?
2004 yılından itibaren ithalatı kolaylaştırıcı yeni düzenlemeler Türkiye'ye çok sayıda porselen ve seramik eşya getirilmesine fırsat verdi. Yerli üreticilere göre, kağıt üzerinde gerekli kalite standartlarına uygun görünen birçok ürün de bu arada ülkeye dağıldı ve daha ucuz olmaları sebebiyle haksız rekabete sebep olundu. Gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenilirliğine yönelik kontrolleri yürüten Tarım Bakanlığı yetkilileri ise gerekli kontrollerini ve laboratuvar testlerinin eksiksiz yapıldığını iddia ediyor.
Tarım Bakanlığı'ndan Zaman'a yapılan açıklamada, ithalat aşamasında yapılan kontroller sonucunda, kurşun kadmiyum açısından limitleri aşmadığı belirlenen ürünlerin girişine izin verildiği belirtildi. Açıklamada, "Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen seramik ve porselen eşyalar da bu çerçevede kontrol edilmekte ve mevzuata uygun olduğu belirlenenlerin ithali uygun görülmektedir. İthalat aşamasında bakanlık yetkili birimlerince yapılan belge ve kimlik kontrollerinden sonra ithal edilmek istenen ürünlerden alınan numuneler analiz edilmek üzere yetkili laboratuvarlara gönderilmekte ve yapılan kontroller sonucunda mevzuata uygunluğu tespit edilen ürünlerin ithalatına izin verilmektedir." ifadesi yer aldı.
Ayrıca, ithal sofra ve mutfak eşyalarının etiketlerinde, bakanlığın ithal izin tarih ve sayısı, üretici ve ithalatçı firma bilgileri, "gıda kullanımı içindir" ifadesi veya gıda maddeleri ile temas eden madde ve malzemelerde bulunacak semboller (şarap kadehi ve yemek çatalı, özel kullanımları için çorba kaşığı, kahve makinesi, şarap şişesi gibi spesifik işaretler) ve ürünün kullanımı ile ilgili bilgilerin yer alması gerekiyor.

KAYNAK:    
http://www.haber7.com/saglik/haber/415149-catlak-tabakta-yemege-zehir-karisiyor

7 Haziran 2018 Perşembe

Yeni videomuzu izlediniz mi?



         Merhabalar,

Yeni YouTube videomuzu izlediniz mi? Hemen buraya  tıklayın miniş Eylul ü kaçırmayın 😘

25 Şubat 2018 Pazar

Yeni YouTube videomuz

   Merhabalar...

2 çocukla yazmak,kendine zaman ayırmak gerçekten çok zor oluyormuş. Eylülle yaparken eğlendiğimiz etkinliklerden birini videoladık ve YouTube kanalına yükledik . Amatörce ama sanimi videomuzu izlemek isterseniz bekleriz :) Biz çok eğlendik umarım sizde beğenirsiniz...

https://youtu.be/wjQXOfNTmzA

Umarım izler ve beğenirsiniz :)


14 Aralık 2017 Perşembe

Amerika'da Doğum 1

 




          Merhabalar....


   Eylül'e hamileyken yüzlerce sitede araştırma yapmıştım ve bir çok şirketle bağlantıya geçmiştim Amerika'da doğum için. Karşıma çıkan fiyatlar gerçekten dudak uçuklatıcıydı, araştıranlar çok iyi bilir. O zamanlar da çok istemem rağmen fiyatlardan ve bloglarda okuduğum hikayelerden dolayı gelemedim. Türkiye'nin suyu mu çıktı diyenler olabilir ama bu bir tercih meselesi. 2. hamileliğim Amerika'da yaşadığımız döneme denk geldi ve gördüm ki yazılanların çoğu ve tabi ki fiyatlar oldukça şişirilmiş. şimdi size kısaca süreci anlatıp belki birilerinin işine yarar umuduyla başımdan geçenleri anlatmaya çalışacağım.
    Biz İllinois eyaletinde yaşıyoruz hamile olduğumu öğrenince burada ki women center isimli tamamen ücretsiz olan kadın sağlığı merkezi benzeri yere gittim ve hemen gebelik testi yaptılar ardından pozitif çıkınca küçük bir paketin içinde yenidoğan için bir badi ve minicik çoraplarla geri gelip testin pozitif olduğunu söylediler. Görevli bayan ücretsiz hamilelik sınıfı için randevu verdi ve kısa bir bilgilendirme yaptı. Sağlık sigortam olamadığını söylediğimde Human service başvurmamı söyledi ve vakit kaybetmeden hamileliğimi ispatlayan kağıtla birlikte yola çıktım. Human service'e gidince durumumu söyledim ve görüşmek için bekledim Amerika'da insanlar her zaman gayet kibar ve yardım sever insanlar. Benimle ilgilenen bayan hemen başvurumu yaptı ve bana geçici bir sigorta numarası verdi. (Bu arada bizim green kartımız ya da vatandaşlığımız yok sadece öğrenci vizemiz var) 4 hafta içinde sigorta kartımız geldi ve hamileliğim boyunca hiçbir ücret ödemeden muayene ve gerekli tüm testler yapıldı. Bu 2. doğum olunca hastane ve hastane çalışanları arasındaki farkı çok iyi anlayabiliyorsunuz ki aradaki insaniyet uçurumundan bahsetmek bile istemiyorum... Herkes aşırı mutlu,saygılı ve sevgi dolu... Muayenelerdeki tek sıkıntı her ay ultrasyona giremiyor olmaktı... Bu doğumdan sonra  her şeyin bu kadar basit olduğunu bilseydim kesinlikle ilk doğumu da burada yapardım dedim. Şirketler profesyonel ve herşeyi daha hazır paket olarak yapıyorlar biliyorum bu bir sektör ama fiyatlar geçekten çok fazla tabi bu benim düşüncem. Ama biz hastaneye epidural olduğu için 1350 $ fatura haricinde hiç bir ücret ödemeyeceğiz ayrıca göğüs pompasını da sigorta karşılıyor. Yani kısacası burada sigorta yaptırıp sadece ev kiralayarak daha ucuza halledebilirsiniz. Ama ben uğraşamam ordan oraya diyorsanız gerçekten sizi kandırmayacak profesyonel bir şirket bulup onu çok iyi araştırmalısınız çünkü gerçekten kötü şeyler yaşayan insanlar var. Umarım bir nebze de olsa yardımcı olabilmişimdir. 2. postta doğum hikayemi paylaşacağım inşallah. Her türlü sorunuz için yorumdan yardımcı olmaya çalışacağım...

28 Kasım 2017 Salı

Hoşgeldin Oğlum



       Uzun zamandır yazamıyorum bir türlü elim gitmiyor nedenini bilmediğim bir şekilde... Ama harika bir haberle geri döndüm, Eylul abla oldu :) artık bir de minik oğlumuz var. Şükürler olsun ki rahat bir hamilikti ama doğum biraz zor oldu. Daha sonra detaylı olarak doğum hikayesini ve Amerika da doğum nasıl oluyor anlatacağım... Hala bu tabire alışamasam da 2 çocuk annesiyim ,minik kızım da abla :) İnşallah sağlıkla,huzurla ve hep mutluluk içinde büyürler .... İyi ki geldin oğlum....










9 Temmuz 2017 Pazar

Merhaba 30 Yaş Sendromu

  



   18 Temmuz da 30 yaşımdan gün alacakmışım. Koskoca 30!!!!!Beni şimdiden 30 yaş sendromu sardı bundan yıllar önce böyle düşüneceğimi söyleselerdi güler geçerdimne saçma şey her yaş ayrı güzel diye düşünürdüm ama şu sıralar düşündükçe içim sıkılıyor... Yaşlanıyor olduğumu hissediyorum saçma ama böyle :) şimdi aman 30 da yaş mı diyorsanız haklısınız ama bakınca da Cahit Sıtkı Tarancı'nın dediği yolun yarısına ulaşmama 5 kaldı artık. Belki de Kendimi hala 18 hissetmemle de alakalı olabilir bu.  
     Şimdi bakıyorum minik 3 yaşında yaramaz ama tatlı mı tatlı bir kızım var,Aralık'ta aramıza katılacak minik bir oğlum ve harika bir eşim var. Gerçekten 30 yaş için güzel bir birikim gibi görünüyor benim için. Bu 30 yaş sendromu ne zaman biter bilmiyorum ama umarım bu his çabucak kaybolur....

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Ev yapımı Ramazan Pidesi

Herkese hayırlı ramazanlar... Şükürler olsun ki bu sene de Ramazan'a kavuştuk. İnsan uzakta olunca ramazanın kıymetini de daha iyi anlıyor en çok ta ramazanları özledim,o pide kuyruğunu,kalabalık sokakları, tatlı kuyruklarını ve tabi ki en çokta  büyük ailemizi...
   Ramazanda pidenin ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok bence:) bizim buralarda pide bulmamız pek mümkün değil bende internette pide tarifi buldum ve denedim. Gerçek pide gibi oldu diyemiycem ama bizim ozlemimizi geçirmeye yetti :) pide bulamayan özlem çekenler denemek isterse diye sizlerle de paylaşıyorum.

Malzemeler;

1 su bardağı ılık su
1 su bardağı ılık süt
1 yemek kaşığı kuru maya
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı erimiş tereyağ
5-6 su bardağı un

Üzeri için;

1 yumurtanın sarısı
Kavrulmuş susam

Altı için;

2-3 yemek kaşığı galete unu


Maya,seker,tuz ve suyu karıştırıp 5 dakika  mayaliyoruz. Sonra diğer malzeleri karistip yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Hamuru 45 dk kadar üstü kapalı bir şekilde mayalanmaya bırakıyoruz. Sonra hamuru ikiye bölüp yagladigimiz tepsinin altina galete unu serpip hamuru elimizle acip tepsiye yayıyoruz. Aynı işlemi diğer hamur için de diğer tepsiye yapıyoruz. Parmaklarımla pideye sekil verip üstüne yumurta sarısı ve susam döküp yarım saat daha dinlendirip 190 derecede önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar pisiriyoruz. Afiyet olsun... Allah oruçlarımızı kabul etsin inşallah....
   Hayırlı ramazanlar.....




Eylül fotoğraf çekmemi bekleyemedi :)