ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2015 Perşembe

Yeşil,Termal,Huzur...

Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık,
 Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin; 
Düşmüşüz yavaşça bir sâkin derenin
 İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.

Balıklar gibiymiş, sessiz ve karanlık, 
Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin; 
Susarmışız öyle, bir sâkin derenin
 İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.  

Can YÜCEL

Ne güzel yazmış Can Yücel bir o kadar da güzel söylemiş Yeni Türkü. Fotoğraflara bakarken içimden derinden bu şarkıyı mırıldanırken buldum kendimi. Yeşilliklerin arasında huzur buldum tekrar. Geçen hafta hava kardeşim arkadaşlarıyla Yalova'ya geldi. Hava da güzel olunca bahar gelince gitmeyi en çok sevdiğim yere ,Termal ilçesine gittik. Zaten daha yoldayken ağaçlar insanı büyülemeye yetiyor. Sanki bir ağaç tüneli gibi sarıyor etrafımızı. Bir ağaç ve yeşil sevdalısı olarak en huzur bulduğum yollardan biridir Termal yolu. Ardından kaplıcalarıyla,doğası ve bol oksijeniyle Termalde gezintiye başladık. Eylül'ü öyle oksijen çarptı ki ortalama 2 saatlik gezimiz boyunca mışıl mışıl uyudu.
      Kış ve bahar turizmi için ideal bir tercih gerçekten. Eğer biraz huzur,kaplıca,yeşililik ve bol oksijen istiyorsanız bir haftasonu kaçıp gelmelisiniz ama unutmamanız gereken birşey var o da 1 hafta önce otelde yer ayıtmak çünkü çok tercih edilen bir yer. Hele ki dışarda kar yağarken açık kaplıca havuzunun içinde doğayı seyretmek muhteşem bir duygu. Küçük gezimizden bir kaç fotoğrafı sizinle paylaşmak istedim. Belki görüp haftasonu soluğu burada alırsınız. Neden olmasın?





Termalde çeşitli hastalıklara iyi geldiği bilinen şifalı sular da var.



Ağaçların çoğu secereli ve üstlerinde nerelerden geldikleri ve kaç yaşında oldukları yazıyor. 




 Gezerken köyden getirdikleri ürünleri satan tatlı amcaları da görebilirsiniz bizim payımıza bu harika çilekler düştü.



Atatürk Köşkü


Erkek kardeşim ve kız arkadaşı Eylül'le oldukça iyi anlaşıyorlar.







10 Şubat 2015 Salı

Yürüyen Köşk

 
 


"Yalova Benim Kentimdir." demiş ulu önderimiz taşını toprağını bir ayrı severmiş. Onun sevgisinden ötürü bende ayrı severim memleketimi. Memleketim diyorum çünkü 1 yaşından beri burada yaşıyorum. İyi ki de burada yaşıyorum. Yüz ölçümü olarak en küçük il de olsa öyle çok şey barındırıyor ki içinde, en önemli ve özellerinden birinin de Yürüyen Köşk olduğu su götürmez bir gerçek. Ağaçların pek önemi kalmadığı bu zamanlarda yürüyen köşk ziyaretimiz daha da önemliydi bizim için. İstanbul'dan yarı yıl tatilinde Eylül'ü ziyarete gelen teyzem ziyaret etmek istediği için gittik köşk'e iyi ki de gitmişiz. Öyle iyi geldi ki anlatamam. Harika bir ağaç için yürütülen köşkün hikayesi içimizi ısıtmaya yetti.

Hikaye kısaca şöyle;
Atatürk bir gün çiftliğe gittiğinde, Köşk'ün hemen yanındaki Ulu Çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvanın cevabı şöyledir: Ağacın dalları uzamış, binanın duvarlarına dayanmıştır. Aldığı cevaptan tatmin olmayan Atatürk, düşünülmesi bile imkansız olan bir emir verir.
AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK
Görev İstanbul Belediyesine intikal eder. Belediye Fen İşleri Yollar-Köprüler Şubesi sorumluluğu üstlenir. Ünlü bestecimiz Ferit Alnar'ın kardeşi olan Başmühendis Ali Galip Alnar (bazı kaynaklarda Ali Nuri Alnar olarak geçer) yanına aldığı teknik elemanlarıyla Yalova'ya gelerek çalışmalarına başlar.
8 Ağustos 1930 tarihinde önce bina çerçevesindeki toprak büyük bir dikkatle kazılıp yapının temel seviyesine inilir. İstanbul'dan getirilen tramvay rayları döşenir. Santim, santim çalışılarak bina yapı altına sokulan raylar üzerine oturtturulur. Artık binanın raylar üzerinde kaydırılarak ağaçtan uzaklaştırılması aşamasına gelinmiştir.
Güzel ve sıcak bir yaz akşamında Büyük Atatürk ile birlikte, kardeşi Makbule Atadan, Vali vekili Muhittin Bey, Emanet Fen Müdürü Ziya bey ve Cumhuriyet Gazetesi Başmuhabiri Yunus Nadi nezaretinde bina 4.80 m. civarında kaydırılır. Bu olağanüstü ve riskli iş 10 Ağustos 1930 tarihinde tamamlanır ve Ulu Çınar ağacıda kesilmekten kurtulur.

Yazı:  http://www.restoraturk.com/koruma-ve-restorasyon/604-yuruyen-koskun-hikayesi.html




Bizde bu harika manzarada fotograf çekilmeyi ihmal etmedik tabi ki. Eğer gelebilme ihtimaliniz varsa yürüyen köşkü muhakkak görmelisiniz.